deniz özer
sen misin?
Yazarın Simyacı adlı romanını bilmeyen yoktur . "Veronika Ölmek İstiyor " adlı kitabı Veronika 'nın yaşadığı buhranlı dönemlere ışık tutarak aslında kendi yaşamımıza soru işaretlerini yıldızlı cümlelerle işlemiş .İşte aldığım birkaç not:
*** Herkesin ne olursa olsun hayatta kalmak için savaşım verdiği bir dünyada , ölmeye karar verenleri anlamak kolay mı?...Kimsenin kimseyi yargılayacak durumu yok.Her insan kendi bilir çektiği acının boyutlarını ya da yaşamında anlamın hepten yok olduğunu.
*** Çocukların yaşam nedenim olduğunu söyleyeceğim herkese, oysa aslında benim yaşamım onların yaşam nedenidir.
***Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir.
*** Hayattta istediği hemen her şeye kavuştuktan sonra , varlığının hiçbir anlama gelmediği sonucuna varmıştı, çünkü her şey her gün aynıydı.Böylece ölmeye karar vermişti.
***Duygular hep vardı ama hep saklanmak zorundaydı.
Yazarın kendisi de bir dönemde akıl hastanesinde yatmış .Çocukken içine kapandığı ve sanatçı olmak istemeyişi yüzünden ailesi bu şekilde düşünmüş dolayısıyla kendi yaşadığı olayların da etkisiyle gerçeklikten hiç kopmayan güzel anlatım güzel konu :)) burada kitabın tüm satırlarını yazamayacağım ama şiddetle tavsiye ederim bir solukta okuyacaksınız ...
Paulo Coelho, 1947 yılında Brezilya'da
doğdu. Yazarlığa başlamadan önce ülkesinde tanınan bir şarkı sözü yazarıydı. Bir süre gazetecilik de yapan Paulo Coelho,
1986 yılında Hıristiyanların Batı Avrupa'dan başlayıp İspanya'da
Santiago de Compostela kentinde sona eren geleneksel hac yolculuğunu
yaptı. Bu
deneyimini Hac adlı kitabında anlattı. 1988 yılında yayınlanan romanı Simyacı, Coelho'yu en çok okunan çağdaş yazarlardan biri yaptı. 42 ülkede yayınlanan, 26 dile çevrilen Simyacı, benzersiz bir başarıya ulaştı. Paulo Coelho'nun kurduğu Paulo Coelho Enstitüsü, ülkesindeki yoksul çocuk ve
yaşlılara yardım etmektedir. Coelho,
Unesco'nun
Kültürlerarası Diyaloglar programında danışman olarak görev
yapmaktadır. Aynı zamanda İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik
Forumu'nu
düzenleyen Schwab Vakfı'nın yönetim kurulundadır. Yapıtlarıyla pek çok ödül ve nişan alan Paulo Coelho, Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde yaşamaktadır.
Duvarların arkasında durdu yine zaman
Kaldırdım başımı bir parça göğe
Ama sen yoktun
Yıktım beni sınırlayan engelleri
Uçsuz bucaksız sahillerde yürüdüm
Ama sen yoktun
Karşı kıyıda el sallayan deniz feneriydim
Aradım seni gecelerce
Ama sen yoktun
Limandan uzak düşmüş tekne oldum
Bakındım rıhtımlarda yanıp sönen ışıklara
Ama sen yoktun
Rüzgarıyla çırpınan deli dalgalarla
Vurup durdum ıssız koylara
Ama sen yoktun
Gökyüzünde divane bir bulut oldum
Dolaştım diyar diyar
Ama sen yoktun
Kaybettiğim beni, bana gösteren
Fosforlu gözlerin
Artık yok...
Gökhan Özbek
Charles Baudelaire (9 Nisan, 1821 – 31 Ağustos, 1867) 19. yüzyılın en önemli Fransız şairlerinden.
1821’de Paris'de doğdu. Mutsuz bir çocukluk geçirdi. Babası 1827'de öldü. 1839'da okuduğu okuldan displinsizlik yüzünden atıldı. Hukuk öğrenimi görmeye zorlanan Baudelaire, buna başkaldırarak Quartier Latin'de bohem bir hayatı seçti. Burada Frengiye yakalandı. 20 Yaşında Hindistan'a gitmek üzere yola çıktı. 1842’de Fransa’ya döndü. Sonradan metresi olan Jeanne Duval'le tanıştı. Babasının mirasını aldı ancak bu parayı hesapsızca harcadığı için ailesi miras hakkını geri aldı.
1846'dan sonra Kötülük Çiçekleri kitabına girecek şiirlerini yazmaya başladı. 1847'de Edgar Allan Poe'yı keşfetti ve eserlerini Fransızcaya çevirmeye başladı. 1848'de devrimcilerin yanında yer aldı. 1857'de Les Fleurs du Mal (Kötülük Çiçekleri) kitap olarak yayınlandı, içindeki altı şiir kamu ahlakına aykırı bulunduğu için Baudelaire hakkında dava açıldı.
1860’da Yapay cennetleri yayınladı. Bu eserde de uçlarda gezinen bir kişilik sergiledi. Bir tür otobiyografi olan Çırılçıplak Soyulan Yüreğim üzerine çalıştığı ve 1862’de Paris Sıkıntısı adıyla düzyazı şiirlerini yayımladığı sırada frenginin yan etkileri giderek kendini daha fazla hissettirmeye başladı. İki yıl kaldığı Belçika’dan dönüşünde felç olan sanatçı 31 Ağustos 1867’de Paris’te 46 yaşındayken öldü.
Mezarı Paris Cimetière du Montparnasse'dadır
Yaşadığı dönemde kurulmakta olan modern Paris'in metropol yaşantısı üzerine inşa ettiği edebiyatı ve eleştiri yazıları modernist estetiğin habercisi sayılır. şiirlerini derledeği Kötülük Çiçekleri (Les Fleurs du Mal-1857) ve Paris Sıkıntısı (Le Spleen de Paris-1869) , Rimbaud'dan Mallarme'ye, Yahya Kemal ve Cahit Sıtkı Tarancı'ya kadar pek çok şairin çarpıldığı, 20. yüzyıl edebiyatının en etkili kılavuzları olur. Gerek klasik geleneğe, gerekse egemen çağdaş zihniyetlere karşı isyanı ve gerçekliğe kafa tuttuğu imgelemi, zamanında şiirlerinin yasaklanmasına kadar varan düşmanlıklar uyandırır. Sonradan bu başkaldırı ve imgelem, avangard sanat ve edebiyatın çekirdeğini oluşturacaktır.
Gözlerim kapalı, bir sonbahar akşamında;
Sıcak göğsünün kokusunu içime çeker,
Dalarım; gözlerimden mesut kıyılar geçer,
Hep aynı günün ateşi vurur sularına.
Sonra birden görünür baygın, tembel bir ada;
Garip ağaçlar, hoş meyveler verir tabiat;
Erkeklerin biçimli vücutlarında sıhhat
Ve bir safiyet kadınların bakışlarında.
O güzel iklimlere sürükler beni kokun;
Bir liman görürüm, yelkenle, direkle dolu;
Tekneler, son seferin meşakkatiyle yorgun.
Burnuma kadar gelen hava kokular taşır.
Yemyeşil demirhindilerden gelen bu koku
İçimde gemici şarkılarına karışır.
Charles Baudelaire